Menu

DİL SEÇİMİ

Ağaç Sanat

MÜZE & SERGİ

İstanbul genelinde biyolojik ömrünü tamamlamış ağaçların kent estetiğine katkı sağlıyacak biçimde işlev kazandırılmasına dönük "ağaçsanat" projesinin ilk örneği olarak ele alınan Florya parkındaki sakız ağacı İstanbul'a özgü çintemani deseni ile kombine edilmiş, böylece ağaç bulunduğu alana yeni bir katmadeğer katmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de büyük önem taşıyan sakız, 16. yüzyılın büyük seyyahı Evliya Çelebi'nin bu seyahatnamesinden öğrendiğimize göre gümrüğe ve izine tabi idi ve kaçak sakız kullananlar cezalandırılırdı. Bu durum seyahatnamede şu şekilde anlatılmaktadır: "Sakız Osmanlıların eline geçince Sancak paşalığı oluştu. Yıllık olarak sakızdan alınan vergi için bayii (salyane) usulü ile idare eder oldu. Yedi yük akçelik yıllığı Sakız gümrüğü emininden alır, yirmi bin kuruş da sancağından hâsıl eder. Her sene iki pare kadırga sakız için sefere çıkar. Sakız 25 pare köyden toplanır, ada beş yüz akçe şerif mevleviyettir. Herhangi bir kimsede bir çiğnem ve bir damla, çiğ sakız bulunsa büyük ceza verirler. Ya taş ile vurma ya da tazir cezası verirler. Sakızı toplayıp emine yemin ederek teslim ederler ki sonradan bir damla sakız bulunsa ölüm cezası vardır. Zira cümlesi miri arazidir amma her reaya akçesini eminden alır ve haraçlarını verirler. Emin dahi bu sakızları bir araya toplayıp Sakız hazinesi ile padişaha gönderir."

İlaç, kozmetik, boya, gıda sanayinde kullanılması, bunun yanında toprak erozyonunu önlemesi, her dem yeşil olması, beş yaşından itibaren sakız salgılamaya başlayarak yüz yıldan fazla verim vermesi gibi faydalarından dolayı sakız ağacı yüzyıllardır İstanbul floral hayatının da önemli unsurlarından biridir.